BAYBURT ÇATALÇEŞME KÖYÜ YARDIMLAŞMA VE KALKINDIRMA DERNEĞİ
                                                                                                                                                                      
    • Başlık Metni
    • Bu alana bir metin ekleyebilir ve özelliklerini ayarlayabilirsiniz.

CAMİMİZ VE KÖYÜMÜZÜN TARİHİ

 

Akkoyunlu Dönemi Eseri Olarak Bilinen

 

Bir Osmanlı Camii

 (Bayburt Hınzeverek/Çatalçeşme Köyü Camii)

 Yunus Özger•

 

Özet 

Akkoyunlular, özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nunTürkleşmesine ve bölgenin imarına önemli katkı sağlamışlardır.Akkoyunlu Kutlu Bey ile Ferruhşad Bey’in Bayburt köylerinde cami vesair eserleri vardır. Araştırmada ele alınan Hınzeverek Köyü/ ÇatalçeşmeKöyü günümüzde Bayburt İli’nin Demirözü İlçe’sine bağlı olup, tarihi özelliklere sahip bir yerleşim alanıdır. Köyde eski bir cami bulunmaktaolup, şimdiye kadar ait olduğu dönem net olarak ortaya çıkarılamamıştı.Akkoyunlu eserlerinin bulunduğu Pulur ve Sünür köyleri çevresinde bulunması nedeniyle Hınzeverek Köyü Camii de bir Akkoyunlu eseri olarak kabul görmüştü. Ancak yeni bulunan bir vakfiye ile bunun böyleolmadığı ortaya çıkmıştır. Bu çalışmada caminin, bir Akkoyunlu eseriolmayıp, Osmanlı sadrazamı Kara İbrahim Paşa (1683-1685) tarafından yaptırılan bir Osmanlı eseri olduğu hususu açığa kavuşturulmuştur.

 Anahtar kelimeler: Akkoyunlular, Hınzeverek Köyü, Sadrazam Kara

 İbrahim Paşa, Bayburt, Kelkit.

 1. Köyün tarihçesi

 Eski adıyla Hınzeverek, yeni adıyla Çatalçeşme köyü, günümüzde Bayburt İli’nin Demirözü İlçesine bağlı küçük bir yerleşim alanı olup, Bayburt’tan Köse-Kelkit ve Gümüşhane’ye giden anayolun yaklaşık 5 km güneyinde kurulmuştur. Bayburt-Kelkit sınırında bulunması nedeniyle Hınzeverek köyü, Osmanlı döneminde bazen Bayburt, bazen de Kelkit kazasına bağlı kalmıştır.

 Hınzeverek köyü hakkında en eski veriler, bölgenin 1514 Çaldıran Ssavaşısonrası Osmanlı hâkimiyetine geçişi akabinde düzenlenen, 1516 tarihli taputahrir kayıtlarında bulunmaktadır.Tapu tahrirlerinde günümüzde olduğu gibi, Bayburt’a tabi iki Hınzeverekköyü bulunmakta olup, araştırmamıza konu olanı Hınzeverek-i Ulya yani YukarıHınzeverek köyü olarak anılmaktaydı.1 Tahrirlere göre 1516 yılında YukarıHınzeverek köyü, halî ve harap bir durumda olup, şenlendirilip mamur halegetirilmesi için bazı sipahilere iltizam olarak verilmişti. 1530 yılında köyde 3hane, 3 mücerred, 2 nökerzâde ve 8 sipahizâde bulunmaktaydı. Köyün 1516’dahasılatı tahmini olarak 3.000 akçe, 1530’da 2.989 akçe ve 1591 yılında 7.500 akçecivarındaydı.2İdarî olarak başlangıçta Bayburt Sancağının Bayburt kazasına bağlı olanHınzeverek köyü, daha sonra Kelkit’e tabi olmuştur ki, bu durum 1642 tarihliAvarız defterinde de aynen böyledir.3 1837 yılında da Kelkit’e bağlı olarakgörünen köyde, tamamı Müslümanlardan müteşekkil 16 hane bulunmaktaydı.1875 yılında caminin imamlığını Süleyman adlı şahsın yürüttüğü4 Hınzeverekköyü, 1876 yılında diğer bazı köylerle birlikte Bayburt’a bağlanmıştır.5 Bu durumgünümüzde de devam etmektedir.

 

2- Hınzeverek Köyü Camii

 Hınzeverek köyünü tarihî özellikli kılan önemli etken hiç şüphesiz köydebulunan ve halen ibadete açık olan camisidir. Cami çok eski bir yapı olmasınarağmen, üzerinde kitabesi bulunmaması nedeniyle net olarak şimdiye kadartarihlendirilememiştir.1 Günümüzde Bayburt İli sınırları dahilinde yine iki adet Hınzeverek bulunmakta olup,Yukarı Hınzeverek (Çatalçeşme) Demirözü İlçesine; Aşağı Hınzeverek (Taşkesen) iseAydıntepe İlçesine bağlıdır.2 İsmet Miroğlu, XVI. Yüzyılda Bayburt Sancağı, Üçler Matbaası, İstanbul 1975, s.50.3 Başbakanlık Osmanlı Arşivi (BOA.), Maliyeden Müdevver Defterler (MAD), nr.5152, s.683.4 BOA. Şûra-yı Devlet (Ş.D), nr.1505/13, 3 Zilkade 1292/1 Aralık 1875 tarihli mazbata.5 Hınzeverek köyü ile birlikte bugünkü Demirözü ilçe merkezi olan Kısanta, Hiğnı (Bayrampaşa köyü) ve diğer köylerin Gümüşhane Sancağından ayrılarak Bayburt’abağlılığı hakkında bkz. Yunus Özger, XIX. Yüzyıl Bayburt (Sosyo-Ekonomik, İdarî veDemografik Yapı), IQ Yayınları, İstanbul 2008, s.207-212.AKKOYUNLU DÖNEMİ ESERİ OLARAK BİLİNEN BİR OSMANLI CAMİİ 71Bayburt ve yöresindeki tarihi eserler üzerine çalışma ve inceleme yapan

 araştırmacılar, Hınzeverek Camii’ne de yer vermiş ve binanın mimari özelliklerisanat tarihi açısından ortaya çıkarılmıştır.Tek kubbeli olarak inşa edilen caminin ana mekânı 10.50 m x 11.00 mölçülerinde kareye yakın planlıdır. Kubbeye geçiş tromplarla sağlanmıştır.Camiye, batı yönündeki küçük avlu içerisinde yer alan bir kapıyla girilmektedir.Minaresi güney batı köşede yer almaktadır.6Hınzeverek camii, birçok defa tamir ve onarım görmüş, ancak bilinçsizceyapılan bu işlemler, iç mekândaki orijinalliğin kaybolmasına sebep olmuştur.

 3-Caminin ait olduğu dönem hakkında ileri sürülen fikirler

 Hınzeverek köyü bulunduğu konum itibariyle tarihi değere sahip iki köyemücavirdir. Bu köyler Akkoyunlu sülalesinin merkezleri olan Sinür/Sünür vePulur köyleridir. Akkoyunlular’ın atası Kutlu Bey’in (Akkoyunlu Devleti’ninkurucusu Kara Yülük Osman Bey’in babası)8 mezarı Sinür köyündedir ve yinebu köyde Kutlu Bey adına inşa edilmiş bir cami bulunmaktadır.9 Pulur köyü deAkkoyunlu merkezlerinden olup bu köyde de, Osmanlı Padişahı Yavuz SultanSelim ve Kanuni Sultan Süleyman tarafından iltifat görmüş olan FerruhşadBey10 tarafından yapılmış cami, medrese ve hamamdan oluşan bir külliyebulunmaktadır.116 Aydın Taşçı, Bayburt’ta Türk-İslam Devri Dinî Mimari, Atatürk Üniversitesi SosyalBilimler Enstitüsü Yayınlanmamış Master Tezi, Erzurum 1997, s.36.7 Konu ile ilgi çalışma yapıldığı dönemde 2006 yılı yazında Hınzeverek köyüne gidilmişve köyün camisi yerinde görülerek tarafımızdan fotoğrafları çekilmiştir.8 Kutlu Bey, babası Tur Ali Bey’in ölümünden sonra beyliğin başına geçmiş ve 1362–1388 yılları arasında hüküm sürmüştür. Kutlu Bey ve soyun devamı hakkında bkz. John

  Günümüzde Sünür köyündeki cami ve Kutlu Bey türbesi sağlam bir şekilde ayaktadır;Pulur köyündeki külliye içinde cami ve medrese ayaktadır.Hınzeverek köyünün bu iki köye yakınlığı, araştırmacıları köydeki camiyibu köylerle irtibatlandırmaya sevk etmiş ve bazıları buna dayanarak caminin birAkkoyunlu eseri olacağını belirtmişlerdir. Caminin banisi ve ya ait olduğudönem hakkında şu fikirler öne sürülmüştür. Araştırmacılardan GönülGüreşsever ve Ara Altun, caminin mimari özelliklerinden geniş bir şekildebahsettikten sonra tarihlendirme ile alakalı olarak, “…yapının tarihlendirilmesi içinhiçbir belgeye rastlamadık. Yakın çevredeki diğer yapıları ve bölgedeki siyasî durumu gözönünde bulundurarak bu caminin de Akkoyunlu sülalesinden kimseler tarafındanyaptırılmış olduğu düşünülebilirse de yüzyılı hakkında kesin bir şey söylenemez.” demekteve daha sonra da camiden “tarihi kesinlikle anlaşılamayan” bir yapı olarakbahsetmektedirler.Akkoyunlu mimarisi üzerinde araştırmalar yapan ve bu camiyi deAkkoyunlu mimarileri arasında gösteren Metin Sözen, “Yakın çevredekiAkkoyunlu soyundan gelen kişilerin yapıları, bu soyun egemenliğinin sürekliliği göz önünealınırsa, cami onlara bağlanabilir. Caminin yazıtı yoktur. Akkoyunlular dönemindeyapılmış olması olasılığına karşılık, kesin bir tarihlendirme yapmak güçtür.” diyerekCaminin bir Akkoyunlu eseri olabileceği üzerinde durmuştur.Bir başka araştırmacı Gülyüz Uslu, Pulur Köyü Camii’nin özelliklerindenbahsettikten sonra, “ …çevrede hemen aynı plan şemasına sahip bir diğer bir eserAkkoyunlular’a ait Hınzaverek (Çatalçeşme) Camii’dir…” şeklinde bir ifadekullanmakta ve camiyi Akkoyunlu yapıları arasında göstermektedir.  Bir heyettarafından yazılan Bayburt Tarihi adlı eserde de aynı cümlelere yer verilmiştir.Bu yaygın kanaatin aksine görüş beyan ederek, herhangi bir belgeyedayanmaksızın caminin Osmanlı dönemi yapıları arasında yer alacağını ortayaatanlar da olmuştur. Örneğin T.A. Sinclair, köy evlerinden farksız birgörünüme sahip olduğunu söylediği caminin “muhtemelen 17. ya da 18. yüzyıla aitbir Osmanlı eseri” olabileceği görüşündedir.Cami hakkındaki araştırmalardan biri de Aydın Taşçı tarafından yapılmış veburada ilk defa diğer araştırıcılardan farklı ve daha detaylı bilgiler verilmiştir.Taşçı, caminin Akkoyunlu eseri olduğuna dair bazı fikirlerin ileri sürülmüşolduğunu hatırlattıktan sonra; kendisinin daha somut bilgilere ulaştığını ve köy

  AKKOYUNLU DÖNEMİ ESERİ OLARAK BİLİNEN BİR OSMANLI CAMİİ 73ahalisi ile yapılan görüşmelerde caminin İbrahim Paşa tarafından yapılmışolduğuna inanıldığını aktarmıştır. Köy halkının da bu hususta net bir fikriyoktur. Bazıları Akkoyunlu eseri olduğuna inandıkları halde, bir kısmı daOsmanlı eseri olduğu kanaatindedir.

4- Caminin banisine dair bir vakfiye ve bir vakıf tevcih kaydı

 Yukarıda verilen detaylı bilgilerden anlaşılacağı üzere, şimdiye kadar

 Hınzeverek Köyü Camii’nin Akkoyunlu mu, yoksa Osmanlı eseri mi olduğunukesin olarak ortaya koyacak herhangi bir bilgi ve belge bulunamamıştı. Ancaktarafımızdan İstanbul Başbakanlık Osmanlı Arşivinde yapılan araştırmalaresnasında Cevdet Belediye tasnifinde rastlanılan bir vakıf tevcih kaydı, camininbanisi ile yapıldığı dönemi aydınlatacak ve şimdiye kadar cami hakkındabilinmeyenleri ortaya çıkaracak nitelikte bir belge olarak karşımıza çıkmaktadır.21 Aralık 1707 tarihli vakıf tevcih kaydı “ … arz-ı bende-i kemîneleri budur kiErzurum Sancağında Kelkid nahiyesinde Hınzeverek nâm karyede vaki‘ pederim merhûmİbrahim Paşa’nın bina eylediği cami-i şerîf evkafında...” cümleleriyle başlamakta veİbrahim Paşa’nın oğlu, özetle vakfın hasır ve şem‘-i revgân gibi ihtiyaçlarınınvakıf varidatından karşılanması için görevli talep ettiğini ancak bunun henüzkarşılanmadığını, bu iş için Ali isimli bir şahsın uygun olduğunu ve onun bugörevlere tayin edilmesi için bir berât-ı şerif istemektedir. Burada göze çarpan iki husus vardır: Bunlardan biri, Hınzeverek köyününBayburt’a değil Kelkit’e bağlı olması; diğeri de caminin İbrahim Paşa tarafındanyaptırılmış olduğunun ifade edilmesidir. Yukarıda verilen tarihçede dedeğinildiği üzere, köyün XVII. yüzyıl ortalarında Kelkit’e bağlı olduğu ve bubağlılığın 1876 yılına kadar devam ettiği bilinmektedir. O halde İbrahimPaşa’nın kim olduğunun bilinmesi meseleyi daha da açığa kavuşturacaktır.1620 yılında Hınzeverek köyünde doğduğu, gençlik yıllarında Abaza HasanPaşa’nın yanında levent askeri olduğu anlaşılan İbrahim Paşa, devletin çeşitlikademelerinde görev almış, sadaret kethudalığı, üçüncü vezirlik, kaptan-ıderyalık, rikâb-ı hümayun kaymakamlığı yapmış ve son olarak da MerzifonluKara Mustafa Paşa’nın yerine Aralık 1683’de sadrazamlığa gelmiştir. Devletricali arasında Kara lakabıyla anılmıştır.Bulunan bu vakıf tevcih kaydı, araştırmanın daha da derinleştirilmesine önayak oldu ve caminin vakfiyesine ulaşılabilme ihtimalini ortaya çıkardı. Bubağlamda Vakıflar Genel Müdürlüğü Vakfiyeler Arşivinde yapılan araştırma veinceleme neticesinde Bayburdzâde İbrahim Paşa Vakfiyesi adlı bir vakfiyeyeulaşıldı.20Vakfiye üzerinde yapılan çalışma ile cami hakkında vakıf tevcih kaydındandaha fazla ve detaylı bilgiler elde edildi. Burada caminin kim tarafından yapıldığı,ihtiyaçlarının nasıl sağlanacağı, hangi görevlilerin camide bulunacağı gibi pekçok hususta aydınlatıcı verilere ulaşıldı.Vakfiyeden anlaşıldığına göre, devletin en yüksek kademesine kadaryükselen İbrahim Paşa, bu görevleri sırasında başta Edirne’de olmak üzere bazıyerlerde birçok mülk edinmiştir. Bu mülklerinden bir kısmını da ömrününsonlarına doğru adına tesis ettiği vakfa gelir kaynağı olarak bağışlamıştır.Mülklerin icar geliri ile İzmir, Yenişehir, İstanbul, Ahıska, Şarkî Karahisar v.syerlerde bulunan cami, mescid, zaviye, çeşme ve suyollarının tamirininsağlanması ön görülmüştür. İşte bu bağlamda İbrahim Paşa’nın vakıflarıarasında Hınzeverek köyündeki cami de yer almıştır.İbrahim Paşa Vakfiyesinde Hınzeverek Köyü Camii ile ilgili olan bölümVakfiyede cami ile ilgili olarak “… Vilâyet-i Anadolu’da Erzurum EyaletindeKelkid Kazasına tabi‘ Hınzeverek nâm karyede müceddeden bina ve vakf eylediğim cami-şerîf…” ifadesi yer almaktadır. İşte bu ifade, artık tartışma kabul etmez bir20 Vakıflar Genel Müdürlüğü Vakfiyeler Arşivi ( VGM), Atik Erzurum Muhasebe Defteri,nr.164. Vakfiye ile ilgili olarak tarafımızdan “ Sadrazam Kara İbrahim Paşa Vakfiyesi”adıyla bir makale çalışması tamamlanmak üzeredir.

 AKKOYUNLU DÖNEMİ ESERİ OLARAK BİLİNEN BİR OSMANLI CAMİİ 75

 şekilde Hınzeverek köyündeki caminin Sadrazam Kara İbrahim Paşa tarafındantecdiden yaptırıldığını açık bir şekilde ortaya çıkarmaktadır. “ .. cami-i mezbûrunhüddâmının vazifeleri de hâlâ Medine-i İzmir’de vaki‘ sâlif’üz-zikr evkâfımın icâresindenta‘yin edüb …” cümlesiyle de İbrahim Paşa, caminin ihtiyaçlarının İzmir’dekivakıf mallarının kirasından sağlanacağını belirtmiştir. Bu bağlamda camiye yevmî(günlük) 8 akçe vazife ile bir imam ve hatip tayin edilmiştir. İbrahim Paşaköyüne sadece cami yapmakla yetinmemiş, aynı zamanda caminin hemenbitişiğine çocukların eğitim ve öğretimi için bir sıbyan mektebi yaptırmıştır.Bunun için de günlük 6 akçe vazife ile bir sıbyan muallimi görevlendirmiştir.Bundan başka camiye, günlük 5 akçe vazife ile bir müezzin, 4 akçe vazife ile birferraş21, 2 akçe vazife ile bir kayyım22 tayin edilmiş; ayrıca caminin şem‘-i revganve hasır giderleri için de günlük 3 akçe ayrılmıştır. Caminin suyolu tamirine de 2akçe tahsis edilmiştir.23Vakfiyede İbrahim Paşa, Hınzeverek köyündeki cami için müceddeden bina vevakf eylediğim ifadesini kullanmıştır. Müceddeden kelimesi sözlükte, tamir suretiyle olmayarak, baştan, yeni olmak üzere anlamına gelmektedir.24 Yaniİbrahim Paşa, Hınzeverek’deki bu camiyi yeni olarak inşa ettiğini açıkçasöylemektedir. İfade aslında çok açık olmasına rağmen Paşa’nın, köyde dahaönce var olan belki Akkoyunlular tarafından yapılmış bir caminin yerine camiyiinşa ettirmiş olabileceği de akla gelebilir. Kanaatimizce bunun böyle olmasımümkün gözükmemektedir. Bilindiği gibi Akkoyunlular Sünür ve Pulur köylerinde yaptırdıkları cami ve benzeri yapıların varlığını devam ettirmeleri içinvakıflar tesis etmişler ve bir takım gelirleri buralara aktarmışlardır. Sünür’dekieserler için Kutlu Bey Vakfı, Pulur’dakiler için de Ferruhşad Bey Vakfıoluşturulmuştur. Bu vakıflar sayesinde mevcut eserler günümüze kadargelmiştir. Şayet Hınzeverek köyünde de, Akkoyunluların yaptırdığı bir camiolmuş olsa idi, onun için de Akkoyunlular tarafından düzenlenmiş bir vakfınolması gerekirdi. Böyle bir vakfın bulunmaması bu husustaki görüşümüzünhaklılığını ortaya çıkarmaktadır.Bunun yanında caminin Akkoyunlu eseri olabileceğini ileri sürenlerin,zaten bu konuda herhangi bir belgesi bulunmamaktadır. Bu araştırmacılaryukarıda değinildiği gibi, camide kitabeye rastlayamadıklarını, herhangi bir kanıtbulamadıklarını açıkça belirtmekte; ille de bir tarihlendirme yapılacaksa Pulur veSünür köyleri ile ilişkilendirerek Akkoyunlu eseri olabileceği ihtimalini ortayaattıklarını kendileri beyan etmektedirler. Dolayısıyla caminin yıkılıp yenidenyapılması ihtimali bulunmamaktadır 21 Ferraş: Temizlik işlerini yürütmekle görevli kişi.22 Kayyım veya kayyum: Cami hademesi; ayrıca vakıf mallarını görüp gözetmek ve hıfzetmek üzere tayin olunan mütevelliye de kayyım denilirdi.

 5- Sonuç

 Bütün bu tartışmalardan sonra şu sonuç ortaya çıkmaktadır ki, Hınzeverekköyü camii, doğduğu köye bir hatıra bırakmak isteği gibi son derece iyimser vehayırseverlik düşüncesinin bir ürünü olarak, Sadrazam Kara İbrahim Paşatarafından yaptırılmış, 17. yüzyıl sonlarına ait bir Osmanlı eseridir.Caminin İbrahim Paşa tarafından yaptırıldığı tespit edildikten sonra geriye sadece bir husus kalmaktadır ki, o da caminin yapılış tarihidir. Açıkçası caminin yapılış tarihini net olarak belirleme imkânı yoktur. Ancak çeşitli ipuçlarından yola çıkarak bu hususun da tahmini olarak aydınlatılması mümkündür. Şöyle ki,İbrahim Paşa vakfiyesinin tesis tarihi Şaban 1096 yani Temmuz 1685 tarihidir.Paşa’nın sadarette kaldığı dönem Aralık 1683–Aralık 1685 arasıdır. Sadarettenazledildikten sonra gelişen olaylar neticesinde Rodos’a sürgün edilişi veardından öldürülüşü 1687 yazıdır.Bütün bu kronolojiye bakarak, camini İbrahim Paşa’nın sadareti döneminde inşa edilmiş olması fikri daha ağırbasmakta ve bir tarihlendirme yapılacaksa bunun da 1685 yılı olması gerektiğidüşünülmektedir.

 

 

Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam3
Toplam Ziyaret85521
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.71135.7342
Euro6.32346.3488
Hava Durumu
Saat
FACEBOOK TA YAYINDAYIZ
YAZICI SERVİSİ